Cuma, 11 Mart 2022 11:55

Yüksek Bir Dağa Tırmanmak Üzerine

Yazan

V. İ. Lenin
Şubat 1922

Sunuş

Büyük önderimiz Lenin’in Avrupa ülkelerinde sürgündeyken dağlarda zorlu yürüyüşler yapmayı sevdiğini biliriz. Bundan dolayı dağcılığa da merak duymuş olmalı. İlginize sunduğumuz aşağıdaki metin, Ekim Devrimi iktidarının uygulama koyduğu ve kapitalizme izin veren Yeni Ekonomik Politika (NEP) üzerine İkinci Enternasyonal artıklarından ve sol muhalefetten gelen ağır eleştirilere Lenin’in dağcı benzetimiyle verdiği bir karşılıktır. Sevgili Yoldaşımız Lenin’in NEP’i nasıl büyük zorluklarla savunduğuna, gelen eleştirilerden nasıl etkilendiğine ama olağanüstü bir direşkenlikle, azimle, çabayla devrim için en uygun yolu bulmaya nasıl uğraştığına bu sayılı satırlarda, derinden duyarak, tanık oluyoruz.

1922 Şubat sonlarında kaleme alınan yazı tamamlanmadan kalmış ve ilk kez Pravda’nın 16 Nisan 1924 tarihli sayısında yayınlanmıştır.

*

Çok yüksek, dik ve henüz keşfedilmemiş bir dağa tırmanan bir insan düşünelim. Diyelim ki, bu insan inanılmaz zorlukların ve tehlikelerin üstesinden gelerek, kendisinden önce bu dağa tırmananlardan daha yükseklere çıkmayı başardı, fakat hâlâ zirveye ulaşmış değil. Kendisini öyle bir durumda buluyor ki, seçtiği yönde ve izlediği yolda yürümesi sadece zor ve tehlikeli değil, artık düpedüz olanaksızlaşmış. Bu dağcı, geri dönmek, aşağı inmek, daha uzun da olsa kendisine zirveye ulaşma olanağı sağlayacak başka yollar aramak zorundadır. Hayali dağcımızın kendinden önce kimsenin ulaşmadığı bu yükseklikten aşağıya inişi belki de çıkışından daha tehlikeli ve zorludur: kolayca ayağı kayabilir; aşağıya inerken ayağını koyacak yer bulması kolay değildir; yukarıya hedefe doğru tırmanırken hissettiği coşku ve zindeliğe sahip değildir vs. İnsanın beline bir ip bağlaması ve buz kazmasıyla saatler boyu, ayağını koyacak yerler ya da ipi sağlamca bağlayacak yerler oyması gerekir; kaplumbağa hızıyla, hem de gerisin geriye, varılmak istenen hedeften aşağıya doğru hareket etmek zorundadır ve bu son derece tehlikeli, acı dolu inişin ne zaman sona ereceğini ve yeniden, daha büyük bir cesaretle, daha büyük bir hızla, daha düz bir yoldan ileriye, zirveye doğru tırmanabileceği biraz daha güvenli bir yolun bulunup bulunmadığını hâlâ bilmemektedir.

Böylesine görülmemiş yüksekliklere çıkmış ve kendisini bu durumda bulmuş bir insanda, yılgınlık anlarının baş göstermesi hiç de anormal olmayacaktır. Bu insan, tehlikesiz bir uzaklıktan, dürbünle bu son derece tehlikeli inişi –ki bu iniş, “Smena Vekh’çiler’in [1] dediği gibi “frenlere basarak iniş” bile denemeyecek bir iniştir, zira fren iyi tasarlanmış, önceden denenmiş bir taşıtı, önceden yapılmış bir yolu, daha önce sınanmış mekanizmaları gerektirir; oysa burada ne taşıt, ne cadde, önceden denenmiş hiçbir şey yoktur‒ izleyen aşağıdaki insanların çıkardığı sesleri duyabilecek olsa, büyük ihtimalle bu anlar daha çok, daha sık, daha ağır olacaktır.

Aşağıdan gelen sesler art niyetli bir sevinçle çınlıyor. Hiç gizlemeden kıkır kıkır gülüyor ve acayip sesler çıkarıp bağırıyorlar: “Şimdi aşağı yuvarlanacak, oh olsun! Böyle bir çılgınlık yapmasaydı!” Diğerleri sevinçlerini saklamaya çalışıyor, aynı Yuduşka Golovlev [2] gibi yapıyorlar; gözlerini kederle göğe dikip şunları söylermişçesine inliyorlar: “Ne yazık ki endişelerimiz doğrulanıyor! Bütün ömrümüzü akıllıca bir planla bu dağa tırmanma hazırlığına harcamış olan bizler, tırmanışın planımız tamamen hazır oluncaya kadar ertelenmesini istemedik mi? Şimdi bu çılgının bizzat vazgeçtiği (bakın bakın, geri döndü, iniyor, bir arşın ilerleme olanağı bulabilmek için saatler harcıyor! Biz ölçülü ve tedbirli olunmasını istediğimizde bize ne sözler sarf etmişti!) bu yola karşı biz böylesine hararetle itiraz ettiysek, bu çılgını böylesine şiddetle kınadıysak ve herkesi ona özenmeme ve yardım etmeme konusunda uyardıysak, bütün bunları sadece, bu dağa tırmanma yüce planına duyduğumuz bağlılıktan dolayı, bu yüce planın genel olarak gözden düşmesini sağlamak için yaptık.”

İyi ki hayali dağcımız, tarif ettiğimiz koşullar altında, tırmanış düşüncesinin bu “gerçek dostları”nın seslerini duyamıyor, yoksa büyük ihtimalle midesi bulanabilirdi. Mide bulantısının ise kafanın dinçliğine ve ayakların sağlam basmasına zararlı olduğu söylenir, hele de bu yüksekliklerde.

 

Kaynak: “Bir Yayıncının Notları: Yüksek bir dağa tırmanmak üzerine, yılgınlığın zararları üzerine, ticaretin yararları üzerine, Menşeviklere karşı tutum üzerine, vs.”; Lenin Döneminde Komünist Enternasyonal – Belgeler II, Tohum Yayıncılık / Maya Kitapları, İstanbul 2002, ss. 257-8.

 



[1] Smena Vekh ‒ 1921'de Prag'da yayınlanan bir makaleler koleksiyonunun başlığı ve ardından Ekim 1921'den Mart 1922'ye kadar Paris'te yayınlanan bir derginin adı. Beyaz göçmen entellektüeller arasında ortaya çıkan sosyo-politik bir eğilimin savunucularının sözcüsüydü. 

Yeni Ekonomik Politika'nın uygulanmasının ardından Sovyet Rusya'da kapitalist unsurların belirli bir şekilde canlanması, bu eğilimin sosyal temeli olarak hizmet etti. Yandaşları, yabancı askeri müdahalenin Sovyet yönetimini deviremeyeceğini gördüklerinde, Sovyet devletinin bir burjuva yeniden doğuşunu umarak Sovyet hükümetiyle işbirliğini savunmaya başladılar. NEP’i, Sovyet yönetiminin kapitalizmin restorasyonuna yönelik bir evrimi olarak gördüler. Bazıları sadık bir şekilde Sovyet hükümetiyle işbirliği yapmaya ve ülkenin ekonomik canlanmasını desteklemeye hazırdı. Daha sonra, çoğu açıkça karşı-devrimin yanında yer aldı.

[2] Hicivleriyle tanınan ünlü Rus yazarı Saltıkov Sçedrin’in “Golovlev Ailesi” adlı öyküsünün, ikiyüzlü, bağnaz ve duyarsız toprak sahibi karakteri. Yuduşka Golovlev adı, bu olumsuz özelliklerle eşanlamlı hale geldi.
Okunma 849 kez

Son ekleyen V. İ. Lenin